7 Temmuz 2012 Cumartesi

Ne yaparsanız yapın saçma şeylerin gerçekleşmesine engel olamayacaksınız.
Çünkü onlar gerçekleşmezse saçmalık olgusunun varlığından haberdar olamazsınız.
Ve tabi ki onun zıt durumlarından...
Aslında hepsi bir.
Hepsi bir bütün.
Biri olmazsa diğeri de olmaz biliyorsunuz.
Bunun yanında çok şey daha biliyorsunuz.
Kendinizden oldukça eminsiniz.
Ama bildikleriniz işinize yaramıyor.
Yaramayacak.
Yaradığını zannediyorsunuz belki.
Oysa yer değiştirmeniz daima 0 (sıfır).
Bunu bilmem işime yarıyor mu?
Engelleyebiliyor muyum saçmalıkları, saçmalayanları, saçmalamaları, saçmalamışları, saçmalayaduranları, saçmalayacakları, saçmalanmışları, saçılmış sıçılmışları.
Farkettiniz ki hayır.
Siz de önüne geçemezsiniz.
Ne bilirseniz bilin, önünde duvar olamayacaksınız.
Önünde duramıyoruz çoğu şeyin.
Yıkıp geçişini izliyor, ardından öylece bakıyoruz.
Bazen şiddetli savrulmalar yaşıyor, bazense sadece dizlerimizin üstüne çöküyoruz.
Öyle de yaşayabiliriz aslında.
Yaşamak yaşamaktır.
Her türlü boktan biliyorsunuz.
Bazen az boktan, bazense çok.
Neden ısrar ediyorsunuz ki çabalamakta?
En az varlığa sahip olan adam, kaybetmekten en az korkan adam değil midir?
Ne kadar da gururlusunuz.
Oysa hiç belli etmiyorsunuz.
Çok derinde bir yerde duruyor olmalı.
Bak bu da saçma mesela.
Ya yüzeyinde tut, ya da çıkar at bünyenden.
Boşuna kendine ağırlık yapıyorsun.
Kimse o kadar derine inmek için uğraşmayacak, bunu da biliyorsun.

Ee...
Hah ne bilirim ki ben.

Belki çok şey, ama hiç bir şey.
Yararsız.

Kendimeydi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

:)