28 Nisan 2012 Cumartesi

Sevgili blög,

Görüşmeyeli epey değişmişsin. daha bir göz alıcı olmuşsun. ben ilgilenemedim, onlar ilgilenmiş seninle =) ama sevdiğim rengi bulabilmem için beni epey uğraştırdın. 'purple' dediğin budur, bana mor diye garip gurup renkler sunma rica ediciim. sonunda, içimi ısıtan bu rengi html kodlarından bulmak acı. (kendime not: #6600CC, unutma)

Blögcan, seninle paylaşacak adam gibi bir şeyimin olmaması canımı sıkıyor. aslında kafam boş değil, dolu, dopdolu. ama iş mevzuları işte, iç karartıcı şeyler. eski neşemle bile yazamıyorum baksana, vallaha çok çekilmez bir insana dönüşüyorum yavaş yavaş =)

Şuan sihirli bir müzik dinliyorum. sen de fizy'yi aç, Tanju Okan yaz ve dinle. 1 değil, 2 değil, en az 10-15 parçayı dinle arka arkaya. başka hiç bir şeyle ilgilenme. odaklan ve dur öyle bir süre. peki cevap ver şimdi, bu sesin yerini doldurabilecek başka biri var mı? ben görmedim, duymadım. bıraksalar günlerce sabahtan akşama kadar dinlerim öylece. ne kadar iyi geliyor biliyor musun? iyileştiriyor, dinginleştiriyor, yeniliyor beni =)


Müziğe geri dönmek istiyorum. müzik dinlemek istiyorum. müzik yapmak istiyorum. müzikle yatıp müzikle kalkmak istiyorum. dilimden 'müzik' kelimesi hiç düşmesin istiyorum =) oysa Kazandibi yavaş yavaş dağılıyor. Almanya'ya taşınma fikri dostlarımızın aklını çeliyor. bir araya gelmek istedikçe, uzaklaşan bir grup olduk. zalımsın hayat.

Sonracııma işte, bir kitaba başladım. Emile Zola - Aşkların En Güzeli. serviste gidip gelirken okurum dedim. yolum pek bi uzun blögcan, hani normal bir insanın katedebileceği bir yol değil =) neyime güvendim de bu yola baş koydum hiç bir fikrim yok, sanırım sarhoştum işe alındığımda =) 8 aydır gidip geliyoruz, bu süre zarfında en az 600 saat vakit harcadım serviste. kış mevsiminde hava erken karardığı için serviste kitap da okuyamıyorduk, yaşasın ki yaz geliyor. neyse kitaptan bahsediyordum. Eski bir kitap, hatta benim okuduğum en eski görünümlü kitap. sanırım benden yaşlı. iyi gidiyor, bakalım bitirince duygularım ne olacak.

(Şuan egemencan aradı, geçmiş günlerden konuşuyoruz, bana taa 5 sene önce aldığı statik dersinden nasıl kaldığını anlatıyor, çok bilgilendiriliyorum sağolsun, bi kere de gelecekten konuşsa, evlilikten falan hani :V)
Geçen hafta tatili fırsat bilip Büyükada'ya gittik, ne kadar güzel bir gündü anlatamam. çift bisikleti fikri, çok isabetli bir fikirdi. her ne kadar sürmek zor da olsa, bunu başarmanın ve uyumlu olup bütünleşebildiğimizi kendimize kanıtlamanın keyfi paha biçilemezdi. tabi bazen (aslında çoğu zaman) yorulduğumda, onun beni taşımasından hiç bahsetmiyorum. ama yokuşlarda kesinlikle destek oldum ve kimsenin çıkamadığı yokuşlara birbirimize güç vererek tırmandık =) güzel hareketler bunlar. aramızda kalsın, günün kahramanına tekrar aşık oldum :P
Şimdi gölgiş'le ilgilenmeliyim. uzun bir süre sessizliğe boğulmamak için kendimle cebelleşicem.

The end.

1 yorum:

  1. Türkiye'de prof. manada müzik yapılmaz. Çünkü müzikten anlayan adam sayısı gerçekten çok az. Hele hele bir stoner kültürü hakkında hiç konuşmuyorum.

    YanıtlaSil

:)