9 Kasım 2011 Çarşamba

merhaba sevgili blög,

uzun zaman oldu, görüşemedik. neden ayrı gayrı kaldık bilemiyorum. böyle uzun uzun upuzun yazılar yazacak gücü kendimde bulamadım. biz kısaca, 'şartlar bunu gerektirdi' diyelim.

nerelerde, neler yapıyor bu Gözde. bir bilsen ne hallerde. canı çıkıyor, ruhunu teslim ediyor adeta. kendini paralıyor, çabalıyor, emekler harcıyor, tırnağıyla kazıya kazıya o malum tepeye ulaşmaya çalışıyor. işin parasında değil ama Gözde. işin saygısında, başarısında, özgürlüğünde. başkasının fikirlerini uygulamak istemiyor. tamam bu onun ufkunu genişletiyor belki, ama insanların fikirleri de kendileri gibi karışık, çözmeye çalışmak zaman alıyor, bu Gözde'yi yavaşlatıyor. o kendi yaratıcılığıyla oluşturduğu planda, hızla ilerlemek istiyor. yine de, her ne kadar kimseye gereksinim duymadan kendi yolunu çizmek istese de, insanların tecrübelerini dinlemeli. en azından bir süre. bu ona sandığından çok daha fazla şey katacak. hani insan hafif eğilerek zıpladığında, daha yükseğe ulaşır ya, bu da onun gibi bir şey. zıplayacağımız güne kadar, eğilmeye devam.

bildiğiniz gibi çalışmaya çalışıyorum. her sabah 5.30'da kalkıp 6'da servise binmiş oluyorum. bu konuda şımarıklık yapmak hakkım değil, servisi olmayan, çok daha zorluklarla iş yerlerine ulaşan insanlar var. gidene kadar uyuyorum =) akşama kadar 5 dakikada bir Muharrem abi dediğimiz o yüce insana sorular sorarak ve onun da sağolsun gıkını bile çıkarmadan, sabırla verdiği cevapları projelere bir nevi gömerek günü tamamlıyorum. hı tabi es geçemeyeceğim bir konu var bu noktada ki o da öğle aralarındaki müzik çalışmalarımızdır. hatta öyle ki, hayatıma renk katan, içimi tekrar umutla dolduran, bu çalışmalardır. yılbaşı için bir konser düzenliyoruz, sahneye çıkacağım sevgili blög =) hatta dur, değinmem gereken çok mühim olgular var, bunun için diğer paragrafa gel.

şimdi öncelikle, sahneye çıkacak olan, benim haricimde bir kız solist daha var. bu paragrafta, kendisinde kendimi gördüğüm, bu kız solistten bahsedeceğim ve haddime değil ama işinize yarayacak ufak dersler vereceğim.
bu solistimiz, itü endüstri mühendisliği mezunu, gencecik körpecik bir kız. hayatta bu zamana kadar yarıştığı çoğu yarışı kazanmış, çoğu sınavda başarılı olmuş, hatta müzikal seçmelerine katılıp seçilmiş mesela. ama gel gör ki, kendine kesinlikle güveni yok. mikrofonun sesini ne kadar açsak da, kız kendi sesini kıstıkça kısıyor. beni kastedip 'deneyimli solistimiz sayesinde konserimiz güzel olacak artık' diyor. susuyorum ve soruyorum kendime 'nerem deneyimli?' öyle olsa bile, önemli olan deneyim değil, önemli olan geçmiş değil, önemli olan gelecek ve insanın geleceği kendi ellerinde, biz kendimiz şekillendiriyoruz onu. insan kendi gücüne inanmadan, kendine güvenmeden başaramaz bunu. diğer insanların yardımına muhtaç olursak, herkes bir yerinden yontar, törpüler ve sonunda o şekil yamuk yumuk bir şey olur. hani her şeyi geçtim, insan iş hayatında kendini kesinlikle aciz göstermemeli. yapamayacak olsa bile 'yaparım' demeli. o anki bilgileriyle yapamaz belki evet ama araştırdıktan sonra yapılamayacak hiç bir şey yok. sadece biraz güven ve çaba. zamanında (dediğim 2 ay önceydi sanırım) bir abimiz verdi bana bu hayat dersini. 'sen kendine inanmazsan, kimse inanmaz sana Gözde' dedi. 'sen kendine güvenmezsen, kimse güvenmez sana. sen kendine kötülük yaparsan, herkes kötülük yapar. sen kendine kötülük yapıyorsun Gözde.' neden şimdi bu paragrafı bu kadar uzun tuttuğumu anlıyor musunuz? ben artık kendime çok güveniyorum.

neyden bahsediyorduk, konser değil mi =) arçelik'in müziğe değer verip de bize bir müzik odası tahsil etmemesi üzerine, kazan dairesinde kendi stüdyomuzu kendimiz kurduk, adımızı da 'Kazandibi' koyduk. hem gülüyoruz, hem eğleniyoruz, hem çalıyoruz, hem söylüyoruz. elektrogitar mı çalmadım, bass gitar mı çalmadım, darbuka mı çalmadım. en güzeli, en en en güzeli, bateri mi çalmadım. çalabildiğimi bilmiyordum üstelik. eğer olur da bir gün bir yerde karşınıza bir bateri çıkarsa, kesinlikle tavsiye ederim. kendinizi sadece içgüdülerinize bırakın, aslında çalabildiğinizi keşfedeceksiniz =) yaptım, oldu. gerçi yeteneğim olduğunu söylüyorlar, o ses türkiye'ye katacaklarını söylüyorlar, hatta bir yönetici 'acun benim kanka ya, sokarız seni' falan diyor ama, siz onlara bakmayın. her şey içgüdü.

uzun lafın kısası, ben bir kelebeğim. kozamdan çıkmaya çalışıyor, böylelikle kanatlarıma kuvvet topluyorum. biri bana acır da çıkmama yardım ederse, sonrasında güçsüz kalan kanatlarımla uçamam. bunu kendim tek başıma başarmalıyım, özgürlüğümü kendim kazanmalıyım.

saygılarımla blög...

dipnot: ölmeden önce yapmak istediklerim listeme, 'müzikalde oynamak' maddesini önünüzde ekliyor, bunu bana hatırlatıp kafama kakıp duracağınızı umuyor, son olarak sizleri seviyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

:)