24 Temmuz 2011 Pazar

ramak kala..

hayatta sevdiğim birçok şey oldu. leblebi tozları, pembe panter, neptün, çamaşır suyu kokusu, hayvanlar, müzik, rengarenk boyalar, yaprak sarma, ay savaşçısı, daha aklıma gelmeyen bi dünya bişi.

ve bu sevdiğim şeyler bana öğretti ki sevgi hasret demekti. insan sevmeye başladığında, özlemeye başlardı. doğru orantılı olarak artardı bu iki değer, ne kadar sevgi, işte o kadar özlem. sonunda ayrı geçen en küçük zaman dilimlerinde bile, hissederdi insan içindeki boşluğu, hissederdi büyük eksikliği, bir parçasının yerinde yeller estiğini. ve içinde parçası eksik olan bir televizyon nasıl ki dışarıdan sorunsuz göründüğü halde çalışmazsa, insan da böyleydi işte. içimizdeki boşluklarla yaşadık, yaşadık ama, öylesine.

küçükken kardeşimle leblebi tozlarına bayılırdık. kendimizi kaybedip çılgınlar gibi yerken illa ki soluk borumuza kaçırırdık. yine de vazgeçmezdik, bıkmazdık. öyle ki kendimizce keşifler yapıp sarımsak eziciyle leblebi tozu üretimine başlamıştık. sonunda ne oldu ne bitti de leblebilerle aramıza mesafeler girdi, bilemedim. taşındık ve o mutfaktaki anılar orada kaldı.

bir köpeğimiz var, geldi bi 6-7 yaşına. bi ara çok güzel yavrularımız oldu, 10 tane :) doğumda yanında durdum, o fare tipleriyle bile sevdim minikleri. kardeşim oldu her biri, 2 ay gecemiz gündüzümüz beraber geçti. ilk kavgalarını da gördüm, ilk hastalanışlarını da, ilk yürümelerini, koşmalarını gördüm, ilk beni ısırdılar mesela. şimdi hepsi bir başka kapıda, kimbilir ne halde. 1 tanesiyle arada görüşebiliyoruz sadece, o da heyecana gelip ayaklanınca 2 katım oluo kerata.

müzik. en acıtan özlemlerimden biri aslında. 4 senelik lise hayatımın 3 senesinde, peşinden deli gibi koşturdu beni. hayatımdan geçtim, sadece ona adandım bi dönem. sonunda talihsizlikler silsilesi ve ayrı düşen 2 sevgili.

son olarak ay savaşçısı, bilmiyorum neden o kadar sevdim onu. belki de sevgilisini yurtdışına yolladığında ve bidaha haber alamadığında, hissettim kader ortaklığını :/ ondan üzüldüm belki de o kadar. te allam savaşlı mavaşlı çizgi filmde, ilk aklıma gelen şeylere bak. mamoru, aşk, yurtdışı, özlem. o da mektup yazıcam diyip yazmamıştı, ondan dolayı ötürü seni çok pis döverim 11!

bu ve bunun gibi şeyler işte.

2011'in temmuz'unun sonunu ve koskoca ağustos ayını hiç sevmedim, sevmiycem. eylül'ü en içimden sevicem ama, bizi kavuştursun koskocaman sevicem. kavuşturur dimi?

6 hafta ve özlem.

başlamasına ramak kala..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

:)