16 Mayıs 2011 Pazartesi

yine birilerine ihtiyaç duyduğum bir dönemdeyim. konuşmak istiyorum, anlatmak istiyorum, saçmalamak istiyorum ama kimseyi bulamıyorum. bundan yakınmamalıyım biliyorum, çoğu insandan kendim uzaklaştım, bunu kendim seçtim kısmen. yani uzaklaşmak istediğimi ittim, yakınlaşmak istediğim beni itti. sonunda böyle sap gibi kaldım. pencereden uzaktaki evlere dalıp dalıp blogla dertleşir oldum. en azından güzel bir manzaraya dalsaydım, bi deniz bi bişi. gel gör ki, sahile gidebileceğim bi arkadaşım bile yok.

çok bunalıyorum. içimde fırtınalar koptukça kopuyor. onlar koptukça ben bunalıyorum. içimin sesinden sıkıldım artık, başım ağırdı. o sussa, başka biri konuşsa. anlatsa anlatsa.. dinlesem, garipsesem, gülsem. havalar ısındığı için mi böyle oldum bilmiyorum. birine ihtiyacım var ama o biri yok.

gelecek kaygısı, bugün kaygısı, dün kaygısı.. bitmesi gereken tez, yazılması gereken kodlar, girilmesi gereken sınavlar, bulunması gereken işler.. bir gün gerçekten huzura erebilir miyim bilmiyorum. sonuçta biri biticek, biri başlıycak. hep bi telaş, hep bi endişe.. bundan mıdır sinir dengemin alt üstlüğü? bundan mıdır insanların beynini bik bik yiyesimin gelmesi?

ya da sinirlerimi bozan şey, 'en sevdiğim kuzenim' dediğim insanın, afedersiniz ama, kancıklığı mı? o da bambaşka bir konu. önceden olsa fevri bir şekilde tepkimi koyardım. ama şimdi öyle değil. o insanın yüzüne bakmak zorundayım. evet 'o insan' diyorum. çünkü artık 'o insan'. ama utanacağım hiçbir şey yok, yüzüme bakarken utanacak olan o. ben onun moralini düzeltmek için yanında olmaya çalışırken, beyninden geçirdiği o düşüncelerden utanacak olan o. aramızdakileri yıprattığı için utanacak olan o. hala rüyalarımda ona sarılıp ağladığımı görüyorum ama geçicek. beni çok kırdı, bu sefer gerçekten çok kırdı.

öyle işte blog. kızgınım, sinirliyim, öfkeliyim, bıkkınım, mutsuzum. herkese sataşasım, bağırasım çağırasım geliyor. artık iyi niyetli davranmak istemiyorum, iyilikten soğudum.

oysa öyle boş ki herşey. biliyorum. bu kadar karamsarca konuşmayı kimseye yakıştıramıyorum, kendime de. çünkü gün gelince alelacele gidicez zaten, öyle acele olucak ki hatta, birkaç saniye sürecek sadece. onlarca sene aldığın nefesi alamıycaksın sonra birdaha. daha geçen gün gözlerimle gördüm. Ali amcam, kalp krizinden gidiverdi. birkaç saniyecik sadece.. birkaç saniyecik.. sonra bitiyor işte. garip. bedeni ordaydı ama kendisi yoktu. dokundum, soğukluğunu hissettim, ama o benim sıcaklığımı hissetmedi. sarssam uyanıcak gibiydi ama birdaha uyanmadı. garip.

savaşıp duruyoruz ya birbirimizle, gerçekten çok iyi halt ediyoruz. tebrik ediyorum hepimizi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

:)