23 Mayıs 2011 Pazartesi

insan duymadan nasıl yaşayabilir ki? hiç müzik dinleyemeden, melodileri hissedemeden, telefonda konuşamadan, yağmurun nasıl şakır şakır yağdığını anlayamadan, kedi miyavlamasından habersiz.. en çok üzüldüğüm nokta da annenin insana huzur veren o yumuşak sesinden bihaber. annesinden ninni bile dinleyememiş olan öyle çok insan var ki, Türkiye'de 3 milyon kişiymiş mesela. oysa bebekler anne sıcaklığında ve 9 ay boyunca dinledikleri o tanıdık anne sesini duyunca güvende hissederler kendilerini. o sesten yoksun yaşamış, korkmuş çok kardeşimiz var aslında. belki de bu yüzden kalpleri bu kadar temiz.

geçen hafta çarşamba günü, bilgi üniversitesi bilgi birikim kulübü'nün projelerinden biri olan işaret dili başlangıç eğitim semineri'ne katıldım. kulüp olarak gerçekten başarılı projelerde bulunmuşlar, doğu köylerine kitaplar götürerek öğrencilerin hayallerine ışık olmuşlar. bu projeyle de benim hayallerimden birine bu kadar yaklaşmama vesile oldukları için, içim ısındı kendilerine :) gelelim seminere..

pinhani'nin 'yitirmeden' şarkısına çektiği güzel klip ve şu sözle başladı seminer : Acaba engelli olan onlar mı, yoksa biz miyiz? onlar mı bizi duyamadıkları için engelli, yoksa biz mi onlarla iletişim kuramadığımız için engelliyiz? engeli kendimizde gördük ve engelleri aşmaya karar verdik.

güzel bir başlangıçtı, beynime kazındı. içimdeki zaten var olan işaret dili sevdasını ve öğrenme isteğini tetikledi. sırf bu başlangıç için bile 'iyi ki o seminere gittim' diyebilirim.

sonrasında o güzel insanlardan bahsedildi, işaretler havada uçuştu. çok da eğlenceli bir seminer oldu :) o günden sonra her önüme gelene işaretleri gösterir oldum. siz de görebilseydiniz iyiydi, durduramazdınız beni. birini anlatıyım, en güzel işaret 'aile' işaretiydi. bileklerimizi birleştiriyoruz, avuçlar birbirine bakıyor, parmaklarımızı büküyoruz ve kalp şeklini veriyoruz. işte aile..

bir de bir kitap önerildi, ben de buraya yazıyım. bir anne duymayan çocuğu için tuttuğu günlüğü kitaba dönüştürmüş, 'bana duymayı anlat' ismini vermiş. hoca bir iki bişi okudu içinden, gözlerim yaşardı. çocuğunun kuş seslerini bile duyamadığını görmek, bir anne için ne kadar zor. elinden gelse kulağını söker yavrusuna verir, anne bu. o duygularıyla, o yüreğinden süzülen sözleriyle yazmış, nasıl yaşarmasın ki gözler?

onlara elimizden geldiğince yardımda bulunalım canlar. onlarla iletişim kuralım. en azından diziler falan alt yazılı olsa, izleyebilseler, ne kadar da mutlu olurlardı dimi? çok sınırlı kelimelerle, cümlelerle iletişim kurabiliyorlar. bu onların seçimi değildi oysa.. ki bir gün bizim de seçimimiz olmayabilir. onları da aramıza alıp dünyalarını genişletelim. ne bilim yapalım bişiler..

öyle işte, uykum geldi galiba sonunda. biraz geç kaldı bugün. yarın da bissürü iş var. şenlik var, teneke var, duman var :) tnk'yi çok severim ben. hadi dinleyelim, http://fizy.com/#s/1lrngi.

iyi uykular.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

:)