19 Kasım 2010 Cuma

bu da bizim bayramla vedalaşmamız..

her ne olumsuzluğu olursa olsun, insanın ailesinin yanında olması kesinlikle güzel bişi.. evde bir annenin, bir babanın olması.. onlara güvenip de tembelliğe vuran, oyun için çıldıran kedinin peşinde koşturan, fırsat bulduğunda ders çalışmaya çalışan (Gölge pek izin vermese de) bir Gözde'nin olması.. her bayram Ankara'lara sevgilisinin yanına gidip de anne ve babayla kafa dinlemeye olanak veren bir kardeşin olması.. bayram boyu evde tek çocuk olmanın getirileri.. herşeyin önüme gelmesi, arabanın ön koltuğunda benim oturmam, çikolataları benim bitirmem :) bayram boyu aileyle orayı burayı her bi yerleri gezmek, bissürü muhabbet, bissürü dedikodu, eğlenceli bişiler bişiler işte.. (bu arada teyzemlerin oturduğu bina Aşk-ı Memnu'yu geçmiş a dostlar)

bayram bitimine doğru anneyle babanın teyzeye oturmalara gitmesi, Gözde'nin ders çalışmak için evde kalmak zorunda olması, yine de o notlara yaklaşamayıp gelip buralara yazılar yazması, bunlar da bi o kadar kötü mü ne? ama olsun, annem gitmeden sıcacık ve bol şekerli süt getirdi bana.. bu cümleden sütü çok sevdiğim anlaşabilir, öyle değil oysa.. hatta senelerdir içmemişim sanırım, tadını unutmuşum, bi garipsedim.. ama anne getirince bi başka işte, insan ister istemez mutlu oluyor.. sonra da bi Farid Farjad melodisi açılıyor, kulakların pası siliniyor, bi de buralara bişiler karalamaya başlayınca, güzel ve huzur dolu bir moda giriliyor.. (bkz: Değmeyin keyfime) http://fizy.com/#s/1m0mhw

(tam bu noktada, kulaklıkla dinlediğim müzik biter ve dışarıdan bir şangırtı sesi gelir.. bunu duyan ben, 'ah bu kahrolmayasıca Gölge yine nereleri devirdi?' gibi Fırat'ın annesi tarzında sövgülerle kapıyı açar hole çıkarım.. (bkz: Uykusuz - Fırat) yarım saat dört bi yana 'Gölge oğlum nerdesin?' diye bağırıp tüm evi ararım lakin Gölge'yi bulamam.. kendi içimde 'Acaba annemler Gölge'yi de mi götürdü ki?' gibi sorularla cebelleşirken en sonunda dayanamam teyzemi ararım.. sonrasında, babamın 'Gölge evde değil mi?' sorusuyla irkilen ben daha bi tırsa tırsa, Fırat gibi dolmuş gözlerimle, volümü de artırıp 'Göööüülgee nirdessiiin, aşkım bidenem oğluuüüm nirdesiiin?' diye yırtınırım.. (bkz: Tülaaay nirdesssin, aşkım bidenem Tülaaay!) ama işte yoktur, Gölge'den ne bi iz ne bi çıt yoktur.. en sonunda aklıma kötü kötü fikirler gelir, 'Gölge acaba balkondan mı atlamıştır?' derken, en başta çıktığım odadaki masanın sandalyelerinden birinin üzerinde kıpraşan bişi ilgimi çeker.. uzun lafın kısası, meğersem Gölge üçkağıtçısı başından beri orada uyuyormuş, insan bi gelir 'ben burdayım' der.. ama insan işte.. neyse huzur.. huzuru çal bana sayın Farjad..)

bi de ben bayramdan önce kuduz aşısı vuruldum blog kardeş.. Bu Gölge'nin nalçak kardeşi elimi ısırdı.. kedi kedi diye ölcem sonunda, o olacak hı!

daha neler diyim ben sana, hangi onulmaz yaramı anlatıyım? ben en iyisi gönlümü hiç açmıyım, susıyım.

bayram, cancağızım, seni de beklerim yine oturmaya.

Gözde Atılgan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

:)