10 Ekim 2010 Pazar

serde erkeklik var..

'bakakalırım giden geminin ardından, atamam kendimi denize, dünya güzel..' http://fizy.com/#s/104n5v

kendimi çok mu harap ettim ne? geçtim sanki kendimden yine? kaybettim sanki kendimi?

hayır aslında hiç de öyle değil, inan ki değil, sadece küçücük minicik bi yer acıyor içimde, o kadarcık.

kendimi güzel güzel işlere verdim ben.. mesela tegv'e üye oldum.. gidip ufaklıklara bi dünya bilgi öğretmeyi, eğlenceli etkinliklere katılmayı öyle çok istedim ki! gerçekten istedim.. ama bissürü aksilik oldu.. eğitimlere katılamadım.. elimde değildi ama.. kuzenimin düğününü bile hiçe sayıp da gitmeyi planladığım tegv eğitimlerine, sonradan birdenbire ortaya çıkan ve gitmeyi alelacele kararlaştırdığım yazılım kursu yüzünden gidemedim.. ama bu fırsat geçmezdi bak ele.. annem beni bu kursa göndermek için son bileziğini bozdurdu kıyamadığım.. nasıl da koyuyor aslında bana, nasıl da içim kötü oluyor..

ama bi yandan da düşününce, köprüden önce son çıkış gibi bişi oldu bu.. bi gün öderim tüm borçlarımı, söz !

.net öğrenecek gözde, C# öğrenecek, asp.net, ado.net, bissürü bişiler bişiler öğrenecek.. sonra güzel güzel işler bulacak, yazılımcı olacak, annesine babasına bakacak, kardeşine motosiklet alacak, kedisine ve köpeğine mamalar alacak.. ne de güzel bi hayatı olacak gözde'nin, bi bilseniz..

ayrıca ve ayrıca, bu sefer kesinkes kararlıyım, bu hafta kimsesizler yurduna gidilecek!

bi de sana fobilerimi sayıyım mı? bi kedinin arabanın altına fırlaması (aklım çıkıyor resmen, çünkü psikolojik bişi, çocukluğuma inmek lazım bu noktada), evdeki salatalık turşusunun tarihinin geçmesi (düşünmek bile istemiyorum), trenyolundaki makasların bozulması (1,5 saat bekledim çünkü geçen gün), 30 yaşına merdiven dayayan gözde'nin 20lik dişinin hâlâ çıkamaması (yine parçaladı etimi kerata, uf oldu), metrobüste oturamamak (ki oturmak bi hayal), akışkanlar dersi (reşat hocayı severim oysa), hiç trafik ışığı olmayan bir yolda karşıya geçmeye çalışmak (neymiş kadıköy medeni yermiş, pırt, bi ışık bile yok), aylığımın bitmesi (akbillerin manyetiğini bozasım gelio, gerçi artık akbil değil onlar, adı bilinmeyen bi kart), laptopumu taşımak (benim kadar bişi bu), denizde güzel güzel yüzerken bi an aşağıdaki canlıları görmek, bunun gibi bişiler işte..

gel de beni şu karışıklığımdan kurtar bi zahmet, yazılarımda bi bütünlük olsun artık.. aman dostlar, ben bi bütün olamadım, siz olduruverin gari..

bi de şu var, okuyom ben ya.. :D

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

:)